Dolar 32,3685
Euro 34,8378
Altın 2.397,61
BİST 10.031,51
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 33°C
Açık
İstanbul
33°C
Açık
Çar 32°C
Per 31°C
Cum 26°C
Cts 27°C

Psikolojik Korku

Psikolojik Korku

Bir görüşe göre; yaşanan sıkıntıların, hatta hastalıkların kaynağı korkudur. Bu görüşe göre, korkunun nedeni, sevgi eksikliğidir. (Ben bu görüşe katılıyorum.)

Korkuyu; fiziki korku ve psikolojik korku olarak, iki ana gruba ayırmak mümkündür.

Fiziki korku; insanın bedenine nüfuz edecek, yaralayıcı ya da öldürücü saldırıdan korkmaktır. Kesici, delici alet veya silahla saldırıdan korkmak, hastalık yapıcı etmenlerden korkmak, depremden, kasırgadan, ateşten, soğuktan korkmak, vahşi ve yırtıcı hayvanlardan korkmak bu gruba girer. Herhangi bir fiziki saldırıya uğramış ve bundan mağdur olmuş bir insanın, benzer saldırıdan abartılı korkması da fizyolojik korkudur. Buradaki abartı, içgüdüsel bir geri çekilmedir.

Psikolojik korku, varsayılan bir tehlikeden korkmaktır. O anda olan bir şeyden değil, gelecekte olabilecek bir şeyden korkmaktır. İşini kaybetme korkusu, itibarını kaybetme korkusu, evladın başarısız olma korkusu, el ne der, korkusu, yanlış anlaşılma korkusu, haksız olma korkusu. Bunların tamamına  ‘rezil olma’ korkusu, diyebiliriz.

Rezil olma korkusunu, bizim insanımızın çok önemsediğini ve abarttığını sıklıkla görüyorum. Bununla ilgili bir hastamın söyledikleri hala hatırımdadır. Daha otuzlu yaşlarda bir hanımdı. “Eğer bir seyahate çıkacaksam, öncelikle evimi pırıl pırıl temizler, her şeyi tertipli hale getirir ondan sonra evden çıkarım,” dedi. Ben de söylediklerine şaşırarak, “Niye böyle yaparsınız?” diye sordum. Cevabı; “Belki eve cenazem gelir. Eğer evimi dağınık bırakmışsam, evime gelenler, bu kadın ne kadar pasaklıymış derler,” dedi. Hadi yaşarken rezil olma korkusu bir dereceye kadar anlaşılabilir ama öldükten sonra bile rezil olmaktan kokmak, akıl alır gibi bir şey değil gibi geldi bana. Fakat gel gelelim böyle düşünen hanım sayısının hiç de az olmadığını sonradan hayretle öğrenecektim.

Kötü durumlara düşmemek için plan yapmak, tedbirli davranmak elbette gerekli. Ancak rezil olmak herkese göre değişen soyut bir kavram. Gayet masum sayılabilecek basit hataları bile ‘rezil olmak’ diye manalandıran bir insan, her an koku içinde yaşayacaktır. Üstelik hangi durumların rezil olmak anlamına geldiğini, bize toplumsal kültürümüz öğretmiştir. Bu kültürde, yüzyılların etkisi mevcuttur ve bize öğretilenlerin pek çoğu, aslında tedavülden kalkmıştır.

Psikolojik korku kendini; huzursuzluk, endişe, gerilim,  fobi, sinirlilik, çabuk sinirlenme vb gibi birçok şekilde gösterir. Yaşamını bu şekilde sürdüren bir insan sakinlik, huzur, dinginlik nedir bilmez.  Korkunun esaretinde, her anını tedirgin yaşayan bir insanın, sıkıntıdan kurtulması mümkün değildir. Bu kadar sıkıntının, insanı hasta edeceğini, sanırım kabul etmeyecek yoktur.

[author image=”https://www.kulecanbazi.com/wp-content/uploads/2014/11/huseyin-guducu.jpg” ]Hüseyin Güdücü
drguducu@hotmail.com[/author]

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.