Dolar 32,4214
Euro 34,4531
Altın 2.483,60
BİST 9.679,80
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 26°C
Parçalı Bulutlu
İstanbul
26°C
Parçalı Bulutlu
Sal 23°C
Çar 21°C
Per 19°C
Cum 15°C

Nefret Nasıl Bir Şeydir?

Nefret Nasıl Bir Şeydir?

Nefretin nasıl bir şey olduğunu, Hitler örneği ile açıklayalım. Hitler’in babası, bir Yahudi’nin gayrı meşru çocuğuymuş. Hitler, çocukluğunda kendisine çok kötü davranan ve şiddet uygulayan babasından ve Yahudi kanı taşımasından nefret ediyormuş. Her Yahudi bu nefretini kendisine hatırlatıyormuş. Bu yüzden Yahudilerin tamamını yok ederek bundan kurtulmak istemiş.

Nefret duygusun gelişimi şöyle izah ediliyor: Anne babalar, çocuklarını eğitirken, ödül ve ceza yöntemini kullanıyorlar. Doğrular ödüllendiriliyor, yanlışlar cezalandırılıyor. Böylece çocuk, ödüle yönelip, cezadan kaçınarak ebeveynlerin istediği gibi biri oluyor.  Çocuk yanlışlardan tamamen kaçınmak için, bunları aklına dahi getirmenin yolunu arıyor. ‘En iyisi yanlışları paketleyip,  zihnin karanlık bir odasında, bir daha hatırlamamak üzere saklamak,’ diye düşünüyor.  Ancak, yanlış sayılan şeyler arasında korkmak, cinsel arzu duymak vb. gibi doğal duygular da olabiliyor. Bu duygular asla yok edilemediğinden, kişi bunları bastırıyor ve gizliyor.

Örneğin, cesurluğu övülmüş, korkaklığı çok ayıplanmış bir çocuk düşünelim. Bu çocuk, yetişkin olduğunda, korkak görünmektense, neredeyse ölmeyi tercih edecektir. Bu yüzden, korkaklığı, zihninden tamamen silmek ister. Bunun için, korkusunu zihninin ücra bir köşesindeki bir odaya kilitler. Yani korkusunu bastırır ve inkar eder. Böylece korkak olma ihtimalini tamamen ortadan kaldırdığını sanır. Derken bir gün karşısına korkak mı korkak bir insan çıkar. İşte bu korkak insan, bastırıp, inkâr ederek, yok ettiğini sandığı korkusunu hatırlatır. O anda, korkak olduğu için kendini kusurlu hisseder ve kendine kızar. Buna sebep olan, bunu hatırlatan insandan nefret eder.

İçlerinde bir şeyleri bastıranlar veya inkar edenler, bunu hatırlatanlara ‘beni tahrik etti’ diye onlara kızıyorlar. Oysa herkes kendine uygun bir tarz benimsemiş ve öylece yaşamını sürdürüyor. Kimsenin kimseyi tahrik ettiği filan yok. Bir öğretiye göre; bizi kızdıran insanlar bize, gizleyip yok saydığınız yanlarımızı gösteren aynalardır.  Aynaya bakanlar ya gördüklerinden kendini daha iyi tanıma fırsatı yakalar ya da aynaya kızarlar. Aynaya kızanlar ya Hitler gibi aynayı yok etmeye yönelirler ya da aynada gördüklerine kızarlar ama bu ben değilim diye inkâr ederler.

Her insanda, her türlü duygu mevcuttur ve doğaldır. Bazı duygularından utandırılmış insanlar o duygularından dolayı kendini eksikli gibi görüp, bu duygularını gizliyorlar. İnsanı kendi doğasından utandıran hiçbir bilgi doğru olamaz. Eğer hala kendi doğasından utananlar varsa, bunlar hurafelere inanmaya devam edenlerdir.

[author image=”https://www.kulecanbazi.com/wp-content/uploads/2014/11/huseyin-guducu.jpg” ]Hüseyin Güdücü
drguducu@hotmail.com[/author]

YORUMLAR

  1. Şenay Derya dedi ki:

    Güzel tespitlerle yazılmış ve ebeveynlerin dikkatli okuması gereken bir yazı!

    1. Kule CANBAZI dedi ki:

      Şenay Hanım, yorumunuzdan dolayı teşekkür ederiz.