DOLAR 8,6929
EURO 10,3037
ALTIN 505,638
BIST 1379,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27°C
Gök Gürültülü

Mutsuzluk Arkadaş Arar

Kule CANBAZI
Hayata farklı bakıyor. Biraz da farklı haberler okuyalım diyorsanız. Doğru yerdesiniz.
05.03.2014
532
A+
A-

Büyüklerimiz;  ‘Senden kötüler var, onları düşün ve haline şükret’ felsefesini kendilerine düstur edinmişler ve bu yöntemi çocuklarına da tavsiye etmişler.

Kendinden kötülerin var olduğunu düşünmek, insana kendini iyi hissettirir. Bu yöntemi kullanarak mutlu olmak isteyenler, insanların eksiklerini ararlar. Tespit ettikleri eksikleri de birisiyle konuşma ihtiyacı duyarlar ki, bu da dedikodu dediğimiz şeydir.
Dedikodu yapmaktan hoşlananlar, kendisi gibi düşünenleri arar bulurlar. Yani mutsuzlar, kendi gibi mutsuzları bulur.  İşte bu yüzden ‘mutsuzluk arkadaş arar,’ demişler.

‘Kendinden kötüye bakarak mutlu ol,’ tavsiyesi, iyimser bir öneri gibi görünmesine rağmen, aslında öyle değildir. Toplanıp, başkalarının eksiklerini konuşanlar, ‘onlar kötü, ben iyiyim’ diye mutlu olurken, bir yanda da iki olumsuz düşünce meydana gelir. Birincisi, insanlar eksik ve kötüdür o yüzden insanlara güvenilmez. İkincisi, bir eksiğimi görürlerse, beni de çekiştirirler ve beni sevmezler. Yani dedikodu yapanlar; bir yandan kendini iyi hissederken, bir yandan olumsuz düşüncelerle içten içe endişelenirler.

Kafasında olumsuz düşünce taşıyanlar, olumsuz konuşurlar. Olumsuz sözler, duygusal zehir üretir. Şöyle ki; birisi bizi gördüğünde, ‘Kıyafetiniz ne kadar hoş. Ne güzel olmuşsunuz,’ dediğinde içimize sevinç dolarken, aksine bizi gören kişi, ‘Bu kıyafet ne ya! Çok aradın mı bunu?’ derse, moralimiz bozulur. Moral bozukluğu esnasında içimizde cereyan eden yakıcı duyguları hepimiz tanırız, işte bu duygulara ‘duygusal zehir,’ deniyor.

Düşüncelerin ürünü olan sözler, muhatabını ya coşturuyor ya da onu zehirliyor. Kendisi duygusal olarak zehirlenmiş bir kişi, kendi zehrini, sözü ile bir başkasına aktarıp onu da zehirliyor. Sözün adeta bir mermi kadar etkili olduğunu biliriz bilmesine de, olumsuz düşüncelerin tesiri altında kaldığımızda gözümüz hiçbir şey görmez olur.

‘Başkalarına kıyasla iyi olmak insanı mutlu eder’ tavsiyesi, anlaşıldığı kadar insanı mutlu edemiyor. Etse etse kısa kısa süreli haz duygusu yaratıyor. Kısa süreli haz duygusu mutluluk değil, olsa olsa mutluluk kırıntısıdır. Mutluluk kırıntısını mutluluk sananlar, dedikoduya meyledecek, yine aynı kısır döngü ile duygusal olarak zehirlenecekler, mutluluk arayışlarını kısa süreli haz duygusuna kurban edeceklerdir.

[author image=”https://www.kulecanbazi.com/wp-content/uploads/2014/11/huseyin-guducu.jpg” ]Hüseyin Güdücü
drguducu@hotmail.com[/author]

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.