KAÇIRMA
Ana Sayfa / Yazar Cafe / Kendinden Emin Olmak
Kendinden Emin Olmak

Kendinden Emin Olmak

Henry Ford, bir iş seyahati için Londra’ya gitmiş. Havaalanında danışma bürosuna gitmiş ve ‘ Şehrin en ucuz oteli hangisidir?’ diye sormuş. Danışmadaki görevli, basında çıkan haberlerden, Henry Ford’un Londra’ya geleceğinden haberdarmış. Gazetelerdeki resimlerinden onu tanımış ve “Siz Henry Ford’sunuz, değil misiniz?” diye sormuş. Ford sakince “Evet” demiş.

Danışmadaki görevli hayli şaşırmış ve “Üstünüzde oldukça eski bir ceket var, üstelik en ucuz oteli soruyorsunuz. Ben oğlunuzu gördüm. O her zaman en iyi oteli sorar ve üstünde de çok şık giysiler olur,” demiş.

Bunun üzerine Henry Ford, “Evet oğlum gösterişe düşkündür. Henüz tam olgunlaşamadı. Benim kaldığım otelin iyi yada kötü olmasının bir önemi yok. Nerede kalırsam kalayım ben Henry Ford’um. Oğlum çok iyi bir otelde kalmazsa insanların onun hakkında ne diyeceğini önemsiyor. Aynı şekilde, ceketimin eski veya yeni olmasının da bir önemi yoktur. İçindeki Henry Ford, bu değişmez,” demiş.

Başkalarının düşüncelerini önemseyenler gösterişe önem veriyorlar, kendinden emin olanlar için bunun bir önemi yok.

İnsanı gösterişten alıkoyan şey, başkalarının düşüncelerine hükmedemeyeceğimizi öğrenmek, olsa gerek. Gösteriş; beni, ‘benim onlara gösterdiğim gibi tanısınlar,’ çabasıdır. Dikkatlice izleyenler göreceklerdir ki, insan kendini her zaman ele verir. Hele bir özelliğini gizlemeye çalışıyorsa, misliyle ele verir. Bunların farkına varan bir insan, kendini gizlemenin mümkün olmadığını, hatta bunu yapmaya çalışanların komik duruma düştüğünü görür.

Kendini, olduğundan farklı gösterme çabasının beyhude olduğunu anlayanlar, kendi olmaya ilk adımı atmış oluyorlar.

Öyle görünüyor ki, insanın olgunlaşabilmesi için önce gösteriş düşkünlüğü gibi hatalar yapması, sonra da bunların anlamsız olduğunu fark etmesi, değişimi başlatabiliyor. Öyleyse hatalı davranan birine olgunlaşmasını henüz tamamlayamamış, diye bakmalıyız.

‘Bir musibet, bin nasihatten hayırlıdır,’ misali, insanlar yaşamadan öğrenemiyorlar.   Bu gerçeği hemen her zaman unutur, hataları öğüt ile düzeltmeye kalkarız. Hatalar öğüt ile düzelebilseydi, hiç hata olur muydu?

Yazar hakkında

Hüseyin Güdücü

drguducu@hotmail.com

loading...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir