KAÇIRMA
Ana Sayfa / Yazar Cafe / Aydınlığa Çıkmak
Aydınlığa Çıkmak

Aydınlığa Çıkmak

Karanlık, Tanrının huzuruna varmış, “Bir maruzatım var,” demiş. Tanrı, “Anlat bakalım,” deyince, Karanlık; “Ben güneşten şikâyetçiyim. Benim kendisine hiçbir yanlışım olmamasına rağmen, o beni her sabah kovalıyor. Onun yüzünden her gün dünyanın etrafını dönüp durmak zorunda kalıyorum. Güneşe söyleyin, beni kovalayıp durmasın,” demiş.

Tanrı Güneşi çağırmış, Karanlığın şikâyetini anlatmış ve “Niçin karanlığı kovalayıp duruyorsun, o sana ne yaptı?” diye sormuş. Güneş duyduklarına inanamamış, şaşkın bir şekilde, “Ben karanlığı hiç görmedim. Nasıl bir şey olduğunu bilmiyorum. Ben ona hiçbir şey yapmadım. İsterseniz çağırın yüzleşelim,” demiş.

Tanrı bunları yüzleştirmeyi denemiş ama karanlığı güneşin yanına getirememiş. Bu yüzden bu dava henüz sonuçlanmamış.

Karanlığın anlamı ışığın yokluğudur ama genellikle olumsuz, negatif şeylere karanlık, olumlu, pozitif şeylere aydınlık deniyor. Örneğin; dinler tanrıyı ışık, şeytanı karanlık olarak tanımlarlar.  Cehalet, karanlık, tahsil aydınlanmadır.  Savaşın, yokluğun, hastalığın zulmün hüküm sürdüğü yıllar karanlık dönem, refahın, huzurun, adaletin yaşandığı yıllar, aydınlık dönem olarak tanımlanır.

Hal böyle olunca herkes karanlıktan aydınlığa çıkmak ister. İster istemesine de, burada insanların yaşadıkları en ciddi zorluk, kendi durumunun farkında olmamasıdır. ‘Ben karanlıktayım, aydınlığa çıkmam lazım,’ diyen bir insan, aydınlığa çıkacak yolu, er geç bulacaktır. Fakat gel gelelim, kişi zifiri karanlıkta olmasına rağmen kendisinin farkında değilse,  aydınlığa giden yola, yönünü dahi dönmeyecektir.

Kendisinin karanlıkta olduğunu fark edip aydınlığa çıkanlara bilinçli, karanlıkta olduğunun farkında olmayanlara, bilinçsiz diyelim. Bilinçlileri de ikiye ayırmak mümkündür. Birincisi, kendini bilinçli sananlar, ikincisi, gerçek bilinçliler.

Kendini bilinçli sananlar, bilinçsiz sandıkları kişileri kendilerine benzemeye çalışırlar. Bunun için, bu insanları ikna etme mücadelesine girerler. Oysa ikna etme çabasını, karşı taraf; ‘Sen yanlışsın, ben doğruyum,’ şeklinde anlar. Böyle anladığı birinin kendini beğenmediğini, hatta aşağıladığını düşünür. Kendini beğenmeyen birinin sözüne, doğru söylüyor olsa bile, itibar etmez.

Gerçek bilinçliler, aydınlığı aramayana, yol göstermeye kalkmazlar. Sadece iyi bir örnek olmaya çalışırlar. Zira bilinçsizlerin,  kendilerini, gözden geçirmelerini sağlayan, en iyi yol budur.

Yazar hakkında

Hüseyin Güdücü

drguducu@hotmail.com

loading...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir