| Gönüllü |
|
Ayşenur Yazıcı Hani bazı kelimelerin “köküne” bakıp da neyin eylemi olduğunu idrak edersiniz ya işte öyle bir katı bakışla başlamak istedim yazmaya ki, her eylemin içinde mutlaka ruhun da olduğunu anlatabileyim.
Bir nevi kendi akıl nefsimle savaş gibi bir şey bu! “Analık” sözcüğünün içindeki o kurumuş “anne” anlamını bulmaya çalışmak gibi… Oysa anne sözcüğünden daha dokunulmaz bir söz yok lügatlerde. Ana olmak ile “anne işini yapmak” arasındaki dağ o kadar kocaman ki, şimdi ben “analık” derken nasıl içinden sahte bir sevgi çıkarabiliyorsam, gönüllü derken de fedakârlık kelimesine eş anlam bir mana çıkaramamaktan korkuyorum… Bunun için insanın ruh tahlillerine bakmam gerekecek yine ve yine medeniyetin bencilleştirdiği insanoğluyla kelime anlamlarının nasıl da yitirildiğini anlatmam gerekecek… Bu bana nedense hüzün veriyor. İçim sızlıyor. Sanki insanı insan yapan her hasletin değişimi, her erdem içeren sözcüğün silikleşmesi, geleceğe ait huzurun da kaybı gibi geliyor bana… Çünkü yaşamın basitlikten çıkıp elektronik, mekanik, teknik, estetik, fanatik gibi sonu TİK ile biten sözcüklerle donanmasından sonra, içinde ruh olan her şey eriyip kayboluyor yavaş yavaş... Önce vefa kelimesi görmezlikten gelinmeye başlandı, sonra hoşgörü! Derken komşuluklar ertelendi, aynı mahalleyi sahiplenmekten vazgeçildi. At yarışında gibi önündekini geçmek ve “hayatta kalan olmak” için yaşanılan hayatlar, bencil insanlar orduları yarattı. Güven kelimesi silinip yerine kuşku konuldu, işte gelinen nokta burası! Gönülden gelen işlerin tökezlediği yer burası… İnsanın ruh ve bedenden oluşan bir varlık olduğunun unutulduğu yer! Fedakârlığın ardından böbürlenme, kendine paye çıkarma, başa kakma, yapılan fedakârlığı dillendirme varsa bunun adına fedakârlık denmiyor! Olsa olsa zorunlu eylemdir bunun adı. Fedakârlık karşılık beklemeden yapılan iyiliktir. İyiliğin kendi de budur zaten. “Ben senin için saçlarımı süpürge ettim” diyen fedakârlık yaptığını sanmasın! Saçını süpürge edip de sızlanmayandır fedakârlık yapan. “Gönüllü” kelimesinin anlamı da bence aynı ruh halinden çıkar. Hiçbir zorunluluğu yokken, yapmasa da olabilecek iken, gönlü o tarafta yer almasından haz alacağı için, sonu ne olursa olsun, ne kadar ağır yahut meşakkatli olacaksa olsun, kalben kabul ile yola çıkmadır “gönüllülük”… Gönül denilen, vicdanın sevgiyle harmanlandığı yerden çıkar bu. Ve karşılığı sadece gönle döner… Adına da “huzur” denilir… Savaşa gönüllü katılmak, keyfine ayıracağı vakitten alıp hayır işlerine vakfetmek, öksüzlerin başını sevmeye gitmek, aile daha huzurlu olsun diye kendine ek işler edinip yakınmamak budur işte. Gönüllülük! Bayramda aklınıza darülacezedeki insanların da gönlüne dokunmak geçti mi? Ne mutlu size. Ruhunuzdan öperim… Aşk kelimesinin “iki günlük gezmelere” verildiği günümüzde, gönüllülüğün de kirletilmemesi İçine menfaatin kanınıza karıştırılmaması dileğim ile…Hoş kalın..İnsanca kalın… |