Ana Sayfa / Yazar Cafe / Sıkıntının Kimyası
Sıkıntının Kimyası

Sıkıntının Kimyası

Bir kız lisesinin yatakhanesinde yangın çıkar. İtfaiye üst kattaki yatakhaneye ulaşır ve pencereden bir merdiven uzatır.Kızların içinde iri yapılı ve güçlü görünen öğrenciden, bu merdiveni tutmasını ister. Bu kız, bir eliyle merdiveni tutar, diğer eliyle duvardan destek alır. Bu vaziyette, tüm arkadaşları, merdiveni kullanarak yangından kurtulur. En sonunda itfaiyeciler bu kahraman kızı kurtarırlar. Yangın can kaybı olmadan atlatılır.

Bu olayın ertesi günü itfaiyeciler, bu kahraman kızın, bu ağır merdiveni, tek koluyla, hem de üzerinde insan varken kaldırabilmesinin mümkün olmadığını düşünmüşler. Olayı açıklığa kavuşturmak için, kızı itfaiye merkezine davet etmişler. Kız gelince, “Dün tek kolunla tutup, arkadaşlarını tahliye ettiğin merdiven bu. Bunu nasıl başardığını merak ettik. Acaba bugün bu merdiveni, bir kez daha kaldırabilir misin?” demişler. Sonuç; kız iki eliyle bile merdiveni kaldıramamış.

Bu kahraman kızın, normalde iki eliyle kaldıramadığı merdiveni, tek eliyle, üstelik üzerinde insan varken kaldırabilmesi nasıl izah edilir?

Ölüm kalım savaşı ile karşı karşıya olan insanda, korkuyla vücut alarma geçer. Vücut alarma geçtiğinde, ilgili hormonların tetiklemesiyle; solunum sıklaşır, kan basıncı ve metabolizma yükselir, kan şekeri artar, zihinsel aktivite artarken, o an lazım olmayan bazı faaliyetler durdurulur. Sonuçta vücut, aşırı oranda fiziki aktivite kazanır, güçlenir ve yapamayacağını yapar.

Vücudu alarma geçiren, beta beyin dalgasıdır. İnsan ne zaman kendini ölüm kalım savaşında hissederse, beta dalgası, vücudu alarma geçirir. Günümüzde pek çok insan, olup olmayacağı belli olmayan, gelecek korkusu yaşıyorlar. Bu yapay korkuyu yoğun yaşayanlarda beyin, beta dalgası ile vücudu sürekli alarmda tutuyor. Alarmda olağanüstü güç harcayan vücut tükeniyor. Tüm gücünü korkusu için harcayanların, bağışıklık sistemi zayıflıyor. O zaman yorgunluk, halsizlik, bitkinlik, çökkünlük, hastalık baş gösteriyor.

Ben sakinim diyenlere; aceleciliğin, telaşın, tez canlılığın, korkunun halleri olduğunu hatırlatmak isterim. Vakit nakittir, yarının ne getireceği belli olmaz, işler zamanında bitirilmelidir, faturalar ödenmelidir, çocukların gelecekleri düşünülmelidir vb gibi düşünceler, telaşın örnekleridir. Aslına bakarsanız, bunlar önemli olmasına önemlidir ama bunları ölüm kalım meselesi gibi görmek, insanı sıkıntıya sokar. Sıkıntı korkudur, korku beta beyin dalgası demektir, o da vücudun alarma geçirir.

Günlük yaşamda karşımıza acil durumlar çıkabilir. Bu anlarda hissedilen sıkıntı vücudu alarma geçirerek güçlendirir ve böylece acil durum atlatılır. Ancak bu durum, günde yarım saatten fazla olursa, yıpratıcıdır. Belki durum şöyle izah edilebilir, acil durumlar için sıkıntı ilaç, olağan durumlar zehirdir.

Yazar hakkında

Hüseyin Güdücü

drguducu@hotmail.com

Bunu Okuyun!

Kendinle Kavga Etmek

İnsanın kendisiyle hesaplaşması makbul bir şey midir?

Anlamaya Çalışmak

Bir hoca ile öğrencisi kutsal kitaptan, gecenin geç vaktine kadar çalışmışlar.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir