KAÇIRMA
Ana Sayfa / Haber Canbazı / Güncel / Ferdi Özbeğen “Piyanistin Hikayesi”
Ferdi Özbeğen "Piyanistin Hikayesi"

Ferdi Özbeğen “Piyanistin Hikayesi”

1941’de doğan sanatçı, anaokulu ve ilkokul birinci sınıfı Şişli Terakki Vakfı Özel Işık Koleji’nde okumasına rağmen, İzmir Özel Türk Koleji’nden mezun olur.

Çocukluktan beri düşlerini süsleyen Hariciyeye girebilmek adına üniversite eğitimi için İstanbul’a gelir. İktisat Fakültesinde başlayan üniversite macerası kısa sürer. Babasının 1963 yılındaki vefatına bir takım aile içi sorunlar da eklenince yüksek öğrenim hayatı yarım kalır.

Ferdi Özbeğen Orkestrası
Ferdi Özbeğen Orkestrası

Müziği denemeye karar veren sanatçı, 1965 yılında Hürriyet Gazetesi’nin düzenlediği “Altın Mikrofon” yarışmasına katılır. Böylece 1963’te başlayan ve bir ömür sürecek müzik yolculuğuna kesin olarak çıkmış olur. Yarışmadan sonra kendi orkestrasını kurar ve eserler üretmeye başlar. 1974 yılında İstanbul Çınar otelinde çalıştığı sırada, otelin greve gitmesiyle orkestrası dağılır. Sanatçı bundan sonra müzik yolculuğuna tek başına devam etmek zorunda kalır. 1977 yılında ilk albümünü çıkarır. Ülkü Aker, Osman İşmen ve Yaşar Kekeva ile uzun yıllar beraber çalışacakları bir yola adım atarlar.

1978’de tüm Türkiye’nin tanıdığı biri haline gelen Ferdi Özbeğen, 1990’lı yıllara kadar hep şöhret basamaklarının zirvelerinde dolaşır. Özbeğen artık dönemin en çok satan plaklarının sahibi, en çok beğenilen şarkıların yorumcusu, genç kızların hayranı olduğu bir sanatçı olmuştur. Güçlü bir sese sahip olmasının yanında Türkçeyi kusursuz kullanması ve bunu şarkılarına yansıtmasıyla da dikkat çeken Özbeğen, “Sohbet” adlı plağıyla Altın Plak ödülünü, “Mutluluklar” ile de Platin Plak ve Altın Piyano ödüllerini alır

Müzikal yaşamı boyunca Türkçe Sözlü Hafif Müzik, Fantezi Müzik, Türk Sanat Müziği gibi türlerin tam kesişim noktasında bulunmuş ve bu türlerin tamamını seven insanların gerçekten zevk alarak dinledikleri bir sanatçı olmayı başarmıştır. Müzik kariyerine 28 albüm sığdıran başarılı sanatçı son olarak eski eserlerinden seçilmiş 18 şarkıdan oluşan “Cansuyum” adını verdiği albümü 2006 yılında çıkarmıştır. Albümlerinin yanı sıra pek çok derleme ve aranjman çalışmalarına da yer veren Özbeğen, “Best Of” albüm çıkarma modasına uyarak, aynı yıl içerisinde 400 eser arasından seçtiği 25 şarkıdan oluşan bir de “Ferdi Özbeğen Best Of” albümü yapmıştır. Ümit veren sevgileri, dostlukları, arkadaşlıkları ve geleceğe bakışı simgeleyen şarkılar icra ettiğini, hiçbir zaman insanları umutsuzluğa sevk edecek şarkılar yapmadığını dile getiren Özbeğen, kendisini “Türkiye’de eğlendirici piyanistlik unsurunu ilk defa geniş halk kitlelerine taşıyan kişi” olarak tanımlar. Nitekim, sanatçının yakın çalışma arkadaşı ve 30 yıllık dostu Osman İşmen’de Türkiye’de “piyanist şantor” akımının Ferdi Özbeğen ile başladığını söyler.

 

Ferdi Özbeğen - Dostlarıyla
Ferdi Özbeğen – Dostlarıyla

Piyano Sevgisi
Özbeğen’in piyano sevgisinin temeli çocukluğuna kadar uzanmaktadır. Sanatçının çocukluğu ızmir’de, Süleyman Nazif Sokak’ta geçmiştir. Bu sokağı diğer sokaklardan ayıran ve önemli kılan özellik, aynı zamanda ünlü piyano virtüözü Acem Yan’ın da yaşamış olduğu sokak olmasıdır. Zaten Acem Yan, Ferdi Özbeğen’in aile dostudur da. Özbeğen’in annesi Anita Hanım ve anne-babası ile Acem Yan yakından tanışan iki Ermeni ailesidirler. Özbeğen de ki piyano sevgisinin kaynağı da 3-4 yaşlarında iken, piyanoları arasında oynadığı Acem Yan’a ait galeridir. Çocukken filizlenen piyano ve müzik sevgisi, yıllar sonra kadife bir ses ve sihirli parmaklar olarak karşımıza çıkar.

Ferdi Özbeğen Almanağından
Bugünkü iletişim ve yayın teknolojileri anlamında, teknik olanakların imkânsız olduğu 1970 ve 80’li yıllarda, sanatçıların kendilerini anlatma yollarından en önemlisi de sinema idi. O dönemde sanat camiası içerisinde yer alan pek çok isim, şarkıcı olsun, tiyatrocu olsun fark etmez, filmlerde boy göstermiştir. Ferdi Özbeğen de bu gerçeği yaşayan şarkıcılarımızdan biridir. 1980’de, Gülşen Bubikoğlu, Tanju Gürsu ve Hulusi Kentmen gibi Türk Sinemasının emektarları ile birlikte “Tanrıya Feryat” adlı filmde oynayan sanatçı, Banu Alkan ile beraber “Piyanist” adlı yapımda yer aldı. 1980’li yılların en popüler yapımlarından biri olan “Perihan Abla” adlı dizide de konuk oyuncu olarak, kadınların ulaşmak için birbirini paraladığı bir sanatçıyı canlandırdı.

Ferdi Özbeğen, 1982 yılında ödemiş olduğu -17.903.867 TL- ile ıbrahim Tatlıses, Emel Sayın ve Bülent Ersoy gibi, bugün hâlâ sahnelerde boy gösteren ünlü sanatçıları geride bırakarak vergi rekortmeni olmuştur.

1984 yılında dönemin büyük sanat yatırımcısı Egemen Bostancı’nın Şan Tiyatrosu’nda Özbeğen önemli bir sanat olayına imza atar ve büyük bir orkestra eşliğinde halk konseri verir. Ekonomik düzeyi yüksek kitlenin ancak gidebildiği bu mekânda, kaset fiyatına konser veren sanatçı böylece halkın sevgilisi olma, halkın sanatçısı olma unvanını da perçinlemiş oluyordu. Özbeğen, 45 gün süren ve “mucize” olarak nitelediği bu konserlerden “hayatımın en onurlu, en gururlu , en unutamadığım ve ölmeden muhakkak tekrar etmesini istediğim günler” diye bahseder.

“Zeki Müren saat 24.00’de sahne alacağı mekâna 19.30 gibi gelirdi” diyen ve sahne alacağı yere prensip gereği saatler öncesinden gelen Özbeğen, Zeki Müren Ekolü’nden geldiğini ve aldıkları sahne terbiyesinde bu disiplinin var olduğunu dile getirmiştir.

Ferdi Özbeğen, 2001 yılında yakalandığı prostat kanserine 28 Ocak 2013 tarihinde yenik düşerek tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirmiştir.

loading...

Bunu Okuyun!

Bir Ay Ömrünüz Kaldığını Bilseydiniz, Nasıl Yaşardınız?

Yahudi bir iş adamı bir gölde balık tutarken oltasına çok değişik bir balık takılmış.

Hayat Mücadele Midir?

Bazıları, ‘hayat mücadeledir,’ bazıları da, mücadele hayattır, derler. 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir